Ünlü Sözleri

Herman Melville Sözleri

Herman Melville Sözleri

Herman Melville Sözleri

Herman Melville Sözleri

İfritlerin alev saçan bakışlarından daha berbat bir şeydir bir aptalın alık alık bakışı!

Korku bilgisizlikten doğar.

Denizin insanları kendine çeken büyüleyici bir yanı vardır.

Yoksulluğu büyüktü ama yalnızlığı çok korkunçtu.

Karada ilgimi çeken bir şey olmadığını anlayınca denizlere açılmaya karar verdim.

Geceleri denizin çığlıklarına karşı, gemideki insanların sessizliği vardı.

İfritlerin alev saçan bakışlarından daha berbat bir şeydir bir aptalın alık alık bakışı!

Ama ona acı veren bedeni değil, kederli ruhuydu ve ruhuna ulaşamazdım.

Ama öyledir, bağnaz kafaların sürekli baskısı daha cömert olanların tüm kararlılığını yer bitirir.

Düşünceler içinde evime doğru yürürken, kendimi beğenmişliğim merhametimi bastırdı.

İnsanın en sakin ve bilge olduğu zamanlar, sabahları uykudan uyandıktan hemen sonraki zamandır.

Tek başınaydı sanki yeryüzünde tek başına. Atlas Okyanusu’nun ortasında bir gemi enkazı.

Doğuda bitmeyen yazlar olurmuş, varsın olsun! Ben kendi yazımı, kendi kömürümle kendim yaparım.

…biz dünyayı neşe içinde sanıyoruz, ama sefalet uzakta saklanıyor, biz olmadığını sanıyoruz.

Ben hep uzak şeylerin özlemiyle yanar tutuşurum. Yasak denizlere açılmaya, vahşi kıyılara çıkmaya can atarım.

Cesaret, onun için bir karakter, bir tavır olmaktan öte, en büyük tehlike karşısında kullanılabilecek bir aletti.

Ah! Eskiden doğan güneş beni coşturur batan güneş dinlendirirdi. Geçti o günler. O güzel ışık aydın latmıyor artık beni.

İnan bana, sefere güler yüzlü kötü bir kaptanla çıkmaktansa, asık yüzlü iyi bir kaptanla çıkmak daha hayırlıdır.

Yapmak insanı özgürleştirmez, köleler de yaparlardı, ama yapmayı reddedemezlerdi; özgür olmak bir şey yapmayı reddedebilmektir!

Bu balinacılık işinde ölüm vardır. İnsan, kaşla göz arasında, ne oldum demeye vakit bulamadan, öteki dünyayı boylayıverir.

İnsan bir işin bozuk bir yanını sezinlemiş ama bu işe de bir kere girmişse, farkına varmadan kuşkularını kendisinden bile gizlemeye çalışır.

Daha ulvi amaçlar bir yana yardımseverlik son derece akıllıca ve sağduyulu bir ilkedir de bu duygu nun sahibi için bir güvencedir.

Her türlü yüceliğin her büyük davranışın akıbeti olan aziz unutulmuşluk sonunda sanki Tanrı’ nın takdiriyle tedbirini alır ve her şeyi örter.

Dünyanın garip bir cilvesi olarak serseriler nasıl hep adalet sarayı çevresinde toplanırsa, günah kârlar da kutsal yerlere üşüşürler.

İnsan insanı ne denli severse sevsin, insan dediğin para kazanan bir hayvandır ve para kazanma isteği, iyilik etme isteğinden ağır basar çoğu zaman.

Daha ulvi amaçlar bir yana yardımseverlik son derece akıllıca ve sağduyulu bir ilkedir de bu duygunun sahibi için bir güvencedir.

Öyle bir dünya ki, insanoğlunun masumluğu, gerektiğinde ne zekâsının parlamasına ne de dileklerinin, amaçlarının gerçekleşmesine pek katkıda bulunmuyordu.

Geniş gönüllü olmayanların sürekli sürtüşmeye girdikleri daha cömert gönülleri en sonunda karar lılıklarında yorgun düşürmelerine sık sık rastlanır.

Sayısız tuzaklarla dolu olan, ince oyunları ve gizli niyetleri kolay kolay anlaşılmayan, çirkin savunma becerilerinin tümünden uzak saf bir cesaretin pek işe yaramadığı bu dünyada bırakılmış, tecrübeden, meramını anlatabilme yeteneğinden yoksun birinin başına sonunda neler gelebilir…

Kimi zihinler için hakikat o kadar da zalimce değildir. Çünkü yerliler tarafından bulunan bir tabanca gibi korkudan çok merak uyandırır. Ne işe yaradığını bilmezler, tabii dikkatsizce kurcaladıkları sırada kendiliğinden patlamazsa!

Sefaleti düşünmenin ya da görmenin bir noktaya kadar içimizde şefkat uyandırması hem çok doğru hem de çok korkunçtur; ama bazı özel durumlarda, o noktanın ötesine geçmez duygularımız. Bunun tek suçlusunun insan ruhunda doğuştan bulunan bencillik olduğunu düşünürseniz yanılırsınız. Bunun nedeni, aşırı ve yapısal hastalıkları iyileştirme konusunda duyulan umutsuzluktur. Duyarlı biri için, acıma ile acı çoğunlukla aynı şeydir. Ve sonunda böyle bir acımanın yardıma yeterli olmayacağı anlaşıldığında sağduyu ruhun ondan kurtulmasını ister.

Evet, beni işte bu kurtardı. Merhametin değerlerinden biri de genellikle çok bilge ve sakınımlı bir ilke olarak işlemesidir ve sahibine büyük bir güven verir. İnsanlar kıskançlık uğruna, öfke uğruna, kin uğruna, bencillik uğruna, kutsal kibir uğruna cinayet işlemişlerdir ama tatlı merhamet uğruna şeytani bir cinayet işleyenini hiç duymadım.

Bir ressamı alın. Bütün Sacco vadisinin en hülyalı, en kuytu, en sessiz, en büyülü, en romantik manzarasının resmini yapmak istiyor size. Baş vuracağı ana motif nedir? İşte ağaçlar. Gövdeleri oyuk oyuk, içlerinde harçlar, keşişler varmış gibi. Bir yanda çayırlar, bir yanda sürüler uykuda. Şuradaki kulübenin bacasından uykulu bir duman tütüyor. Uzak ormanların içinden çıkarak, sıra sıra mor dağların üstünde kıvrım kıvrım dolanan yol. Ama bu resim ne denli büyülü olursa olsun, şu çam ağacı çobanın başında istediği kadar yaprak döker gibi fısıldasın, boşuna olurdu tüm bunlar çoban gözü önündeki suyun büyüsüne dalmış olmasa.

Bana sorarsanız, biz bu yaşama ve ölme konusunda çok yanlış düşünüyoruz. Benim asıl özüm, yeryüzündeki gölgem dedikleri şeydir bence. Biz ruh işlerine bakarken, tıpkı güneşe suyun içinden bakan istiridyeler gibiyizdir bence; üstlerindeki ağır suyu, havaların en hafifi sanan istiridyeler gibi. Bence bedenim, asıl varlığımın tortusudur ancak. İsteyen alsın bedenimi, evet alsın; çünkü o, ben değilim. Böyle olunca, ver elini Nantucket! Varsın gemi de batsın dilediği zaman. Ruhuma gelince, Jüpiter gelse batıramaz onu.

Herman Melville Sözleri , Herman Melville Sözleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir